18 Nisan 2014 Cuma
Anasayfa > Yazarlar > Murat ERTAŞ > ENVER PAŞA VE MUSTAFA KEMAL... İKİ KAHVE HİKÂYESİ...
Murat ERTAŞ

ENVER PAŞA VE MUSTAFA KEMAL... İKİ KAHVE HİKÂYESİ...

13.07.2013 18:32:35 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Murat ERTAŞ
Geçen hafta yaptığım Bardız ziyaretinden siz değerli okurlarım için iki çok önemli hikâye derledim: İki kahve hikâyesi... Hamaslı Deli Hafız'ın Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa ile yaşadığı ilginç hatıralar... Hatıraları dedesinden dinleyen Avukat Ercüment Şenol'dan dinledim, size aktarıyorum.

 23 Aralık 1914... Bardız...

Bardız, 93 Harbi'nde (1877-78 Osmanlı-Rus Harbi) Harp tazminatı olarak Ruslara bırakılmış, Bardız (Gaziler) halkı Anadolu'nun içlerine (Sivas, Kayseri, Tokat...) muhacir gitmişlerdir. Bardız Ruslarda kalırken araç yoluyla 4, yaya yoluyla 2 km. uzaktaki Hamas Türk tarafında kalmıştır. Bu iki köyün yolunun ortasında halkın "oğuz taşı" dediği üzerinde insan eli işlemesi olan yaklaşık 1,5 metre yükseklikte 3 metre uzunluğundaki taş iki köy arasındaki hudut olmuştur. Efsaneye göre bu taşı Hz. Ali cenklerinin birinde düşmana atmış, dolayısıyla taşın üzerindeki el de Hz. Ali'ye aitmiş.

Ruslar Bardız'a Gümüşhane, Kelkit tarafının Rumlarını yerleştirmişler ve Bardız'a bir karakol yapmışlar: Sınır karakolu...  Bu karakolda halkın aktardığına göre "saldat" denilen Rus jandarması kalırmış. Aralık 1914'te Enver paşa Narman tarafından ordusuyla Bardız'a geçmiş. Tabii Rus jandarmaları bir ordu karşısında duramayacağı için kaçıp gitmişler. Türk ordusuyla birlikte Türk halkı da Bardız'a geri gelmiş. Halk eski evlerine yerleşmiş. Yörenin en büyük köyü olan Bardız'a çevre köylerden de gelip yerleşenler olmuş. Rumlar da Rus askerleriyle birlikte Bardız'ı terk etmişler.

İşte Hamaslı Hafız, kardeşleri ve ailesi de bu tarihte köylerine dönmüşler, Rumlar'ın terk edip kaçtıkları evlerine yerleşmişler. Rumlar, Hamaslı Hafız ve ailesinin evini kullandıkları yıllarda evin bahçesine iki katlı eyvan yapmışlar. Bundan sonrasını Hamaslı Hafız'ın yaklaşık yirmi yaş küçük kardeşi Tufan dededen dinliyoruz:

"Biz muhacirken evimize yerleşen Rum Dülger Banco adlı kişi evimizin bahçesine iki katlı eyvan yapmış. Enver Paşa Bardız'a geldiğinde bizim evde, bahçedeki bu eyvanda misafir oldu. Ben o tarihte 37 yaşındayım. Hatta ben Türk milleti için büyük acıların yaşandığı 93 Harbi sıralarında (1877'de)doğduğum için adımı Tufan koymuşlar. Enver paşa ve beraberindekiler eyvanda yemek yediler. Evin küçük oğlu olduğum için onlara ben hizmet ediyordum. Yemekten sonra tepside kahveleri götürdüm. Enver paşa kahveyi eline aldığı bir sırada ağabeyim Hafız Mehmet Efendi (Hamaslı Hafız)

-Paşam bu dağ (Soğanlı dağı) bu vakitte geçit vermez.(23 Aralık'ı 24 Aralık'a bağlayan gece) Bu dağ bu vakitte çok zalim olur. Buyrun gucik (şubat ayı) çıkana kadar köyümüzde misafir olun, der. O tarihte Soğanlı dağında bir metreden fazla kar var. Üstelik dere yoluyla Sarıkamış'a geçmek çok daha kolay. Ama Enver Paşa ne düşünmüşse Soğanlı dağını aşarak Sarıkamış'a geçmek istemektedir.

Enver Paşa bir hışımla ayağa kalktı. Dağa doğru döndü. Çizmesinden at kamçısını çıkardı. Bir elinde kahve fincanı diğerinde kamçısı. Kamçısını dağa doğru salladı:

-Hafız, Hafız! Dua et ki evinde misafiriz. Biz dağı bilmiyoruz, galiba sen de bizi bilmiyorsun. Bize dağ mı dayanır? (Fincanı ani bir hareketle kafasına dikti, son yudumunu aldı.) Göreceksin yarın sabah kahvesini de Sarıkamış'ta içeceğim... Hafız, ama bu söz senin değil. Bunu bizimkiler söyletiyor sana! Sen bize yolu gösterecek iki kılavuz ver, yeter. Bunun üzerine ağabeyim hizmekârlardan ikisini kılavuzluk yapsın diye orduya kattı.

Durum Enver paşa'nın dediği gibiydi. Diğer paşalar, ağabeyime "Biz bu deliye bir şey söylesek bizi divan-ı harb'e gönderir. Hafız Efendi sen söyle, belki seni dinler!" demişlerdi.

Ancak ordudaki bazı paşalar Enver Paşa'yı kandırmışlardı. Şöyle ki, Bardız'ın üstünde "tandır toprağı" denilen yere "orduyeri" de denir. Bu düzlükte ordu içtima yapardı.  İki tabur askerin sırtında kaput, ayaklarında tozluk, ellerinde gaz sobaları vardı. Diğerlerinde hep yazlık elbiseler, ayaklarında ince çarıklar vardı. Asker ilk köye girdiği zaman saman yığınlarından ot alıp çarıklarının içine döşerlerdi. Doğru düzgün üst başları yoktu. Enver paşa hangi taburun başına gitse, kaput ile gaz lambaları elden ele o tabura giderdi.

&&&

Ekim 1924... Sarıkamış

Yörenin en zengin ve şık kişisi Hamaslı (Deli) Hafız Mehmet Efendi, Sarıkamış'ta Muhacir Komisyonu Başkanı, aynı zamanda Halk Fırkası Başkanı... Muhacir Komisyonu, muhacirlikten geri dönenlerin iskân meselesini çözmek için oluşturulmuş komisyon. Sarıkamış'ta daha çok Bardızlılar yerleştirilmiş. Bu nedenle uzun seneler Sarıkamış belediye başkanlığı Bardızlılarda kalmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk, Erzurum Depremi nedeniyle Ekim 1924'te Erzurum'a gelmiş, Erzurum'da iki gün kaldıktan sonra Sarıkamış'ı da görmek istemiştir. Yine söz Tufan dedenin:

"Ağabeyim (Hamaslı Hafız) bardız'a, bize haber saldı: Atatürk eşiyle Sarıkamış'a gelmiş. Sarıkamış'a yanınıza çocukları (doğuda evin kadın ve kızlarına genellikle "evden çocuklar" ifadesi kullanılır.) da alıp gelin. Çocuklar yemek yaparlar."

 

Eşim, ablalarımla beraber altı hanımla birlikte Sarıkamış'a gittim. Ağabeyimin evinde akşam yemeğinden sonra Mustafa Kemal Paşa'nın da olduğu odaya kahve götürdüm. Herkese kahvelerini dağıttım. Atatürk fincanı eline alıp kaldı, içmedi. O içmeyince kimse içmedi. Ağabeyimin işaretiyle fincanları toplayıp içeri götürdüm. Ağabeyim peşime geldi. Yeni bir kahve yapmamızı, kahveyi fincanlara dökmeden cezveyi ve fincanları bir tepside odaya getirmemi söyledi. Öyle yaptım, tepside cezve ve boş fincanlar olduğu halde odaya girdim, kahveleri herkesin yanında fincanlara boşalttım. Ağabeyim herkesten önce yekindi (teşebbüs etti), kahveyi içmeye başladı. Ben içimden ağabeyime kızdım. Atatürk'ten önce kahve içilir miydi, bu nasıl saygısızlıktı? O sırada Atatürk elini ağabeyimin omzuna vurdu:

-Hafız, dedikleri kadar varmışsın. İçimi okudun sen.

 

(Evet, Mustafa Kemal Paşa'nın zehirlenmekten korktuğunu ben anlamamıştım; ama ağabeyim kıvrak zekâsıyla olayı çözmüştü.)

Etiketler : Murat Ertaş
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.